Tatlı Tarifleri

Yetenekli genç aşçılardan Merve İşeri ve Andrea Patrizi'yi tanıyalım

Sizi tanıyabilir miyiz?

Merve İşeri: Yaratıcı, monotonluktan hoşlanmayan, hayatı dolu dolu yaşamayı seven biriyim. Gastronomi ve Mutfak Sanatları’ndan mezun olduktan sonra ‘back of the house’ denilen mutfağa kapalı kalmak yerine insanlarla iletişim kurabileceğim, devamlı yeni şeyler deneyip farklı disiplinleri bir araya getirebileceğim bir iş yapmam gerektiğini düşünerek projemi hayata geçirdim ve Kitchen Creates Yaratıcı Mutfak Atölyesini kurdum.

 

Andrea Patrizi: Ben Türkiye’de yaşayan İtalyan bir şefim.  Tutkumun izinden giderek yeni lezzetler keşfetmek ve kültür tanımak için beş sene önce İstanbul’a taşındım. Şehirdeki çeşitli restaurantlarda çalıştıktan sonra bir sene önce Kitchen Creates ekibine dahil oldum. 

 

Aşçı olmaya nasıl karar verdiniz?

Merve: Küçüklüğümde mahallenin çocuklarını toplayıp, pizza, kek, poğaça yaparak tanıştım mutfak ile. Sokakta top oynamayı bırakıp elimizde listeyle bakkala gider, malzemeleri alıp mutfağı alt üst ederdik. Onlu yaşlara geldiğimde çok seyahat ederdik ve yerli/yabancı gittiğim restaurantlarda yediğim yemekleri evde taklit eder oldum.

 

Türkiye' ye gelmeniz ve özellikle burayı seçmeniz nasıl ve neden oldu?

Andrea: Hayatımda bir değişiklik yapmak isterken kendime tarihi, kültürü ve yemek çeşitliliği ile çok zengin bir yer arıyordum. İstanbul’a geldiğimde bu kriterlerin hepsinin beşiğindeydim.

 

Mutfağa girdiğiniz ilk günü hatırlıyor musunuz? İlk yaptığınız yemek neydi?

Andrea: O kadar uzun zaman önceydi ki! Sanırım beş altı yaşlarında anneannem ile gnocchi yapmıştım, mutfağa dair ilk anımsadığım şey bu.

 

Merve: Mutfak içinde büyüyen bir çocuktum aslında, hem annem hem anneannem farklı lezzetleri denerlerdi ve onlarla birlikte ben de yamaklık yapardım. Tek başıma hatırladığım ilk anım mahallenin çocuklarını kandırıp bakkala sürükledikten sonra hamurdan başlayarak yaptığımız tepside pizzaydı.

 

İtalya ile Türk mutfağı arasındaki benzerlikler nelerdir?

Andrea: İki mutfak da benzer yiyecek çeşitliliğine ve kalitesine sahip aslında. İki mutfak da yöresel lezzetlerine çok bağlı ve genel bir mutfak yerine bölgesel mutfaklardan söz edilebiliyor.

 

Yemek yapmaya yeni başlayacak acemi şeflere önerileriniz var mı?

Andrea: Mümkün olduğunca çok seyahat edin ve her şeyi tadın.

Merve: Kesinlikle katılıyorum, ne kadar çok seyahat edip lezzetleri yerinde ve o kültürün içinde tadarsanız hem damak zevkiniz hem de yaratıcılığınız o kadar gelişiyor.

 

Türkiyede aşçılık sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk mutfağının en sevdiğiniz özelliği nedir?

Andrea: Son yıllarda özellikle çok yetenekli ve kararlı yeni jenerasyon şeflerin yükselmeye başladığını görüyorum. Umarım yüksek enerjileri ve yeni vizyonel fikirleri ile artık bir miktar kalıplaşmış ve yeniliğe ihtiyaç duyan sistemi değiştirecekler. Türk mutfağının en sevdiğim özelliği kahvaltı kültürüdür. Renkler ve kokular ile koskoca bir masayı donatabilir ve her ısırıkta farklı bir lezzeti tadabilirsiniz.

 

Aşçıların genel olarak sorunları nelerdir? 

Andrea: Kendilerini bütünüyle ifade edebilecekleri mutfaklar bulmakta güçlük çekiyor ve her gün yeni motivasyon bulmakta güçlük çekebiliyorlar.

 

Merve: Sanırım en büyük sorun bilinçsiz müşteri kitlesinin aşçıların motivasyonuna olumsuz etkisi sayılabilir. Globalleşen dünyamızda artık birçok kişi birçok yiyeceğe, malzemeye ve bilgiye ulaşabiliyor. Buna rağmen yemek de bir uzmanlık alanıdır ve şefler ile internetten öğrenilen bilgiler ile bilgi düellosuna giren müşteriler hem komik duruma düşebiliyor hem de motivasyon düşürebiliyorlar.

 

Dünya mutfağında en sevdiğiniz mutfak hangisi? Neden? 

Merve: Dünya mutfağında sanırım en çok Güney Asya mutfağından keyif alıyorum. Biberin acısı, lime’ın ve hatta lemongrass’ın ekşisi, egzotik meyveler ve hindistan cevizinin mayhoş tatlılığının bir araya geldiği keyifli ve egzotik bir mutfak.

 

Andrea: Japon şeflere her zaman derin bir saygı duymuşumdur. Onların yiyecek malzemelerine gösterdikleri özen kıyas kabul etmez.

 

Yemek yaparken kullandığınız olmazsa olmaz dediğiniz malzemeleriniz var mı? 

Merve: Zeytinyağı, defne yaprağı ve baharatlar. Baharatlar diyorum çünkü her yemekte ve hatta tatlıda tarhundan zerdeçala, kişnişten muskata mutlaka en az 2 farklı baharat kullanıyorum.

 

Andrea: Zeytinyağı. Başka hiç bir yağ bana aynı tadı vermiyor kesinlikle.

 

SuperFresh ürünlerinden en çok hangisini beğeniyorsunuz? 

Andrea: Orman meyvelerini çok beğeniyorum, Böğürtlen ve Frambuaz.

 

Merve: Orman meyvelerini hem tatlı, hem de tuzlu yemeklerimize katıyoruz, o sebeple ben de çok beğeniyorum. Bunun yanı sıra tereyağlı milföyü başarılı buluyorum.

ABONE OLUN!

Superbiyemek.com’dan size özel seçilmiş tarifler, yazılar, videolar her gün posta kutunuza gelsin.